0505 543 37 42
Sosyal Medya Hesaplarımız

Malpraktis Davaları Ve Tıp Hukuku

Malpraktis Davaları ve Tıp Hukuku

Malpraktis sözcüğü dilimize İngilizce ’den girmiştir ve kelime anlamı hatalı uygulamadır. Sözcüğün İngilizce aslı olan “malpractice” kelimesi sadece sağlık çalışanlarının değil tüm meslek mensuplarının vazifelerini yerine getirirken hatalı bir işlem gerçekleştirmesi anlamına gelir. Ancak ülkemizde malpraktisterimi sadece sağlık sektöründe yapılan hatalı uygulamaları akla getirir ve bu nedenle “doktor hatası” olarak da ifade edilebilmektedir.

Tıp Hukukunda Malpraktis

Sağlık sektöründeki bir çalışanın dikkatsizlik, ilgisizlik veya bilgisizliği nedeni ile hastaya uyguladığı ya da uygulamadığı bir tıbbi işlem sebebi ile hastanın zarar görmesi hukuki ve cezai sorumluluğa yol açar. Hastanın zarar görmesi, fiziksel veya psikolojik olabilir. Malpraktis nedeni ile hastanın yaralanması ya da ölmesi durumunda hatayı yapan hekim ya da sağlık çalışanın hem hukuki hem de cezai sorumluluğu ortaya çıkmaktadır.

  • Hekimin Cezai Sorumluluğu

Mevzuatta sağlık mensuplarının hatalı iş veya işlemleri için özel bir düzenleme bulunmamaktadır.Hekimin cezai sorumluluğuTürk Ceza Kanunu kapsamında değerlendirilerek taksirle yaralama (madde 89) ve taksirle insan öldürme (madde 85) suçları kapsamında ele alınmaktadır. Kanunda yer alan taksir kavramı, neticenin istenmediği ancak gerekli dikkat ve özenin gösterilmediği durumları ifade eder. Daha açık olarak ifade etmek gerekirse, uygulamanın yapılması sırasında sağlık çalışanın zarar vermek niyetinde olmadığı fakat gerekli dikkat ve özen gösterilseydi bu hatanın olmayacağı ve hastanın zarar görmeyeceğini gösterir. Hastanın yaralanacağı veya öleceğinin bilindiği halde yani kasıtlı olarak zarar verilmesi durumunda ise mevzu malpraktiskapsamında olmaktan çıkacak ve Türk Ceza Kanunu’nda yer alan kasten yaralama ya da kasten adam öldürme suçları söz konusu olacaktır.

Bazı durumlarda doktor hatası yapılmasa dahi aynı sonucun yaşanacağı ve hastanın aynı şekilde zarar göreceği de görülmüştür. Hukuken bir eyleme ceza verilebilmesi için bu eylem ile oluşan zarar arasında illiyet (nedensellik) bağının varlığı aranır. Yaralanma veya ölüm ile sonuçlanan doktor hatalarında bu hata olmasa dahi aynı sonuç ortaya çıkacaktıysa doktorun hatası taksirle yaralama ya da taksirle insan öldürme suçları kapsamında değerlendirilmez. Bu durumda Türk Ceza Kanunu’nda yer alan İhmal Suretiyle Görevi Kötüye Kullanma Suçu (madde 257/2) oluşur.

Malpraktis davalarında hekimin cezai sorumluluğu ceza yargılaması kapsamında Cumhuriyet Savcılığı tarafından incelenir. Öncelikle mağdur veya yakınları savcılığa suç duyurusunda bulunur. Savcılık makamı gerekli incelemeleri yaparak suçun işlendiği yönünde makul şüphe oluşursa iddianame düzenleyerek davayı açar. Mağdur da yargılamaya katılma talebinde bulunabilir.

  • Hekimin Hukuki Sorumluluğu (Tazminat Sorumluluğu)

Malpraktis neticesinde hekimin cezai sorumluluğunun yanı sıra hukuki yani tazminat sorumluluğu da ortaya çıkmaktadır. Malpraktis neticesinde ortaya çıkan maddi ve manevi zarar doktor ile hasta arasında yer alan vekalet ya da eser sözleşmesine aykırılık; doktorun görev yapmakta olduğu hastanenin özel veya kamu kurumu olması gibi farklı durumlara göre farklı şekillerde değerlendirilerek dava konusu edilir.

Hekimin hukuki sorumluluğu kapsamında hem maddi hem de manevi tazminat talep edilebilmektedir. Maddi tazminata oluşan zararın giderilmesi için gerçekleştirilen tedavi masrafları, hastanın iş gücü kaybı, gelir kaybı; ölüm durumunda ise defin giderleri ve de destekten yoksun kalma tazminatı talep edilebilir. Manevi tazminat ise hasta ve yakınlarının hastada oluşan zarar ya da ölümü nedeni ile duydukları elem ve üzüntünün olayın durumuna göre talep edilen miktarı aşmayacak şekilde hakimin takdir ettiği bir tazminat şeklidir.

Hekimin hukuki sorumluluğu kapsamında açılacak malpraktis davasında davacı, durumdan etkilenen, zarar gören kişidir. Hastanın kendisinin yanında manevi olarak zarar gören yakınları ya da hastanın vefatı durumunda destekten yoksun kalan kişiler de bu davayı açabilir. Davalı ise malpraktisi gerçekleştiren sağlık çalışanı, bu sağlık çalışanının faaliyetini gerçekleştirdiği sağlık kurumu ve varsa çalışanın mesleki sorumluluk sigortasının yapıldığı sigorta şirketi olabilmektedir.

Malpraktis Davalarında Ceza ve Tazminat Davaları Arasındaki İlişki

Malpraktis dava süreci öncelikle zarar gören veya mirasçılarının bu konuda savcılığa suç duyurusu yapması ile başlar. Savcılık tarafından düzenlenen iddianame ile açılan dava Asliye Ceza Mahkemelerinde görülmektedir.

Tazminat davası ise özel hukuka ilişkin bir dava türü olduğu için hukuk mahkemelerine ayrıca başvurulması gerekir. Tazminat davası başvurusu suç duyurusu ile birlikte yapılabileceği gibi ceza yargılamasının tamamlanması ile birlikte de yapılabilmektedir. Tazminat yargılamasında hakim ceza mahkemesinin verdiği beraat veya mahkumiyet kararı ile bağlı olmasa da bu süreçteki maddi tespitler ile bağlıdır. Bunun yanı sıra ceza yargılamasındaki kusur oranları ve zarar miktarı da hukuk hakimini bağlamaz. Hukuk hakimi ayrıca bir bilirkişi atayarak yeniden kusur değerlendirmesi ve tazminat hesaplanması yaptırabilir.

Malpraktis Davalarında Süreler ve Zamanaşımı

Doktor hatasından kaynaklanan tazminat davalarında özel hastanelerde gerçekleştirilen operasyonlar sonucunda yaşanan zararlarda zamanaşımı süresi hasta ile doktor veya hastane arasında vekalet ilişkisi olduğu için 5 yıldır. Yargıtay, estetik operasyonlar gibi doktorun belirli bir sonucu ortaya koymayı taahhüt ettiği durumlarda aradaki ilişkiyi eser sözleşmesi olarak ele almıştır. Ancak bu durumda da zamanaşımı süresi yine 5 yıldır.

Hastanın onayı olmayan işlemlerin gerçekleştirilmesi sırasında oluşan zararlarda ise vekaletsiz iş görme hükümleri uygulanır. Bu durumda uygulanacak zamanaşımı süresi, genel zamanaşımı süresi olan 10 yıldır.

Zamanaşımı süreleri savcılığa suç duyurusu yapılması ile durur. Tazminat davası ceza yargılamasının sona ermesinin ardından da açılabilir.

Malpraktis Avukatı

Malpraktis davaları karmaşık tıbbi yöne sahip dosyalardır. Hem ceza hem de hukuk yargılaması içerdiği için uzun ve yorucu bir süreç olabilir. Dosyanın birçok defa bilirkişiye gitmesi gerekebilir. Malpraktis avukatı bu alanda uzmanlaşmış ve süreci daha yakından takip edebilecek niteliklere sahiptir. Oldukça karmaşık yapıya sahip bu durumlarda mutlaka alanında uzman bir avukattan destek alınması gerektiğini vurgulamak gerekir.