0505 543 37 42
Sosyal Medya Hesaplarımız

Muhdesatın Aidiyetinin Tespiti Davası

Muhdesatın Aidiyetinin Tespiti Davası 

Kamulaştırmaya ilişkin davanın ya da ortaklığın giderilmesi konusunda davanın görülmesi sırasında taşınmazın üzerindeki yapının taşınmaz malikine değil, kendisine ait olduğunu ileri süren kişinin açtığı davaya muhdesatın aidiyetinin tespiti davası denmektedir.

Muhdesatın Aidiyetinin Tespiti Davası Nedir?

Muhdesatın aidiyetinin tespiti davasıyla ilgili olarak öncelikle muhdesat kelimesinin ne anlama geldiğini açıklamak gerekmektedir. Muhdesat, taşınmaz üzerinde bulunan bir yapının (taşınmazdan ayrı olarak mülkiyete tabi olamayacak ağaç, bina ya da kulübe gibi) ya da varlığın sahibi haricinde başka bir kişiye ait olması durumunu ifade etmektedir.

Kamulaştırmaya ilişkin davanın ya da ortaklığın giderilmesi konusunda davanın görülmesi sırasında taşınmazın üzerindeki yapının taşınmaz malikine değil, kendisine ait olduğunu ileri süren kişinin açtığı davaya muhdesatın aidiyetinin tespiti davası adı verilmektedir. Söz konusu dava ile birlikte hak iddia eden davacı taraf, taşınmaz üzerinde bulunan yapının sahibi olduğu hususunun tespiti isteminde bulunmaktadır.

Muhdesatın Aidiyetinin Tespiti Davasının Şartları

Muhdesatın aidiyetinin tespiti davası, taşınmaz olarak kabul edilen gayrimenkul türleri üzerinde bulunan yapı adına açılabilmektedir. Taşınır mal olarak kabul edilen mülkiyete tabi eşyalar üzerinde bulunan bir yapı adına muhdesatın aidiyetinin tespiti yönünde dava açılması mümkün değildir.

Muhdesata yönelik iddia, yalnızca kamulaştırma davası ya da izale-i şuyu da denilen ortaklığın giderilmesi davası sırasında ileri sürülebilmektedir. Taşınmaz mülkiyetinde bulunan kişinin muhdesat iddiasını kabul etmesi durumunda aidiyete yönelik olarak bir tespite de gerek kalmayacaktır.

Muhdesatın Aidiyetinin Tespiti Davalarında Vekâlet Ücreti

Muhdesatın aidiyetinin tespiti davasının sonunda davacı tarafın davasının kabulü yönünde hüküm kurulması durumunda mahkeme tarafından vekalet ücretinin ve yargılama giderlerinin davalı ya da davalılar tarafınca ödenmesi yönünde hüküm kurulacaktır. Kanunen ödenmesi gerekli olan vekalet ücreti hesaplaması ise mahkemenin davaya konu yapılar adına verdiği kabul hükmündeki değer üzerinden hesaplanacaktır.

Muhdesatın Aidiyetinin Tespiti Davasında Görevli ve Yetkili Mahkeme

Muhdesatın aidiyetinin tespiti davası görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesi’dir. Söz konusu dava Asliye Hukuk Mahkemesinde açılacaktır. Yer bakımından yetkili mahkeme ise taşınmazın bulunduğu yer mahkemesidir. Dolayısıyla muhdesatın aidiyetinin tespiti davası, taşınmazın bulunduğu yerdeki Asliye Hukuk Mahkemesi’nde açılacaktır.

Muhdesatın Aidiyetinin Tespiti Davası Kime Karşı Açılmaktadır?

Söz konusu dava, taşınmaz üzerinde bulunan yapıya ilişkin olduğundan dolayı, tapu kaydında malik sıfatıyla bulunan herkese karşı açılmaktadır. Tapu kaydındaki malikler arasından ölmüş olan var ise, söz konusu dava mirasçılarına karşı yöneltilmelidir.

Muhdesatın aidiyetinin tespiti davasının tapu kaydındaki maliklere karşı açılmaması ya da maliklerin tümüne karşı açılmaması durumunda mahkeme tarafından taraf teşkili sağlanamadığı yönünde karar verilmesi muhtemel olup, istenilen hak sağlanamayacaktır.

Konuya ilişkin olarak Yargıtay 8. Hukuk Dairesi’nin 2020/449 karar numaralı kararına konu teşkil eden olayda Yargıtay:

“Davacı tarafından asliye hukuk mahkemesinde muhdesatın tespiti talebiyle dava açılmıştır. Dava dilekçesinde, ortaklığın giderilmesi davasına konu olan 124 no’lu parselde bulunan zeytin, incir, meşe ağaçlarının kendisine ait olduğunu ve yine aynı parsel içerisinde ahır ile evin kendileri yaptırdığını belirterek muhdesatların aidiyetine karar verilmesini talep etmiştir.

Mahkeme tarafından davanın kabulü yönünde karar vermiş, ziraat bilirkişi ve fen bilirkişi raporunda belirtilen taşınmazlarda belirtilen ağaçların ve ahırın davacılara ait olduğu tespit edilmiştir. Davalı tarafından mahkemenin kararına karşılık temyiz başvurusunda bulunulmuştur.

Yargıtay, öğretide ve uygulamada muhdesatın tespitine dair davalarda, ortaklığın giderilmesi davasının yargılama esnasında muhdesatın davacı tarafça meydana getirdiği açıkça kabul edilmesi dışında muhdesatın üzerinde bulunan taşınmazda paydaş olan tapu malikleri ya da mirasçıların da taraf olması gerektiğini belirtmiştir. Davaya konu olan taşınmazın eski maliklerden …’nin mirasçılık belgesine göre mirasçıların davalı olarak gösterilmediği tespit edilmiştir.

Davanın mahiyeti gereği, taraf teşkili sağlanmamış ve tapu kayıt malikleri ve mirasçıları arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunduğu gözetilerek taraf teşkili sağlanması konusunda davacıya süre tanınmadığı tespit edilmiştir. Tüm bu nedenlerle mahkemenin kararı usule ve hukuka aykırı olduğundan bozma yönünde karar verilmiştir” ifadelerine yer vermiştir.

Muhdesatın Aidiyetinin Tespiti Davasında Dava Dilekçesi

Genel bir söyleme göre dava, dava dilekçesi ile kazanılmaktadır. Dava dilekçesi, davanın en önemli belgesi olup, en iyi şekilde hazırlanması gerekmektedir. Dava dilekçesinde davanın açılma nedenleri, vakıalar, taraflara ilişkin bilgi ve adresler, delillere ilişkin hususlar açıkça belirtilmeli ve dilekçeye eklenmelidir.

Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun öngördüğü şekilde hazırlanmayıp, eksiklikler içeren bir dava dilekçesi hazırlanması durumunda, davacının hak kaybı yaşaması ve geri dönülemez hukuki kayıplara sebep olunması muhtemeldir. Dolayısıyla dava dilekçesi hazırlanırken hukuki bilgi ve tecrübe sahibi avukat gibi kişilerden destek alınması hak arama çabasındaki kişiler adına faydalı olmaktadır.

Muhdesatın Aidiyetinin Tespiti Davası ve Ortaklığın Giderilmesi

İzale-i şuyu olarak da bilinen ortaklığın giderilmesi davası, tarafların taşınmaz üzerinde bulunan ortaklığın satış yoluyla ya da aynen taksim ile giderilmesi yönünde hüküm kurulmasını talep ettiği bir davadır. Söz konusu dava, muhdesatın aidiyetinin tespiti davası ile birlikte görülmemektedir.

İzale-i şuyu davası sırasında taşınmazın sahiplerinden birisinin taşınmaz üzerinde muhdesat iddiasında bulunması durumunda, mahkeme öncelikle taşınmazın diğer maliklerinin ileri sürülen iddiayı kabul edip etmediğini soracaktır. Taşınmaz maliklerinin söz konusu iddiayı kabul etmemesi ve mülkiyetin kendilerinde olduğunu ileri sürmeleri halinde mahkeme tarafından muhdesat iddiasında bulunan kişiye muhdesatın aidiyetinin tespiti davası açması için süre verilecektir. Davanın açılması halinde, bekletici mesele yapılacaktır.

Muhdesatın Aidiyetinin Tespiti Davasında Harç

Muhdesatın aidiyetinin tespiti dava harcı nispi harca tabiolup, konu olan değer üzerinden belirlenen orana dayalı olarak hesaplanan harç ödenmesi gerekmektedir. Dolayısıyla sabit, maktu harç ödenmesi olmayacak, konu edilen bedele göre bir harç hesaplaması yapılacaktır. Muhdesatın aidiyetinin tespiti dava dilekçesi verilirken harca tabi olacak söz konusu değer davacı tarafından belirtilmekte, dava açılması esnasında gerçekleştirilen işlemlerde hesaplanan harç tutarı ile mahkemenin masraflara dayalı olarak belirtilen gider avansı yatırılmaktadır.

Muhdesatın Aidiyeti Davasında İspat Yükü

Davacının ileri sürdüğü hakkına dair iddiasını ispat etmesi gerekmektedir. İspat yükü davacıdadır. Dava konusu olan ilgili taşınmaz üzerinde bulunan muhdesat iddiasının yani bütünleyici parçaların kendisine ait olduğunu ileri süren davacı, iddiasını mahkemeye doğru zamanlarda deliller sunarak kanıtlamak zorundadır. Davacının ileri sürdüğü iddiasını ispat edememesi durumunda, mahkeme tarafından hakka dair gerçekçi ve ikna edici bulgular olmadığı dolayısıyla davanın reddine karar verilmesi muhtemeldir.

Muhdesatın Aidiyeti Davasında Bilirkişi Raporu

Hukuk davalarında, davacı ya da davalı açısından iddiasını ispatlamak ve deliller önemli bir konudur. İleri sürdüğü hakkın varlığını ve iddiasını doğru yollar ile zamanında ispat etmeyen taraf bakımından mahkemenin aleyhine hüküm vermesi muhtemeldir.

Söz konusu delil türlerinden birisi de bilirkişidir. Bilirkişi yolu, hâkimin hukuk alanından uzak ve uzmanlık alanına girmeyen konularda bilgi ve görüşüne başvurduğu, listeden atanan bilirkişilerin incelemelerde bulunarak rapor sunduğu bir delil türüdür.

Mahkeme tarafından atanmakta olan bilirkişi tarafından, muhdesatın aidiyetinin tespiti için incelemelerde bulunarak, söz konusu taşınmaz üzerindeki muhdesata yani bütünleyici parçaların nitelik ve özelliklerine dair değerlendirmelerde bulunulacaktır. Davacı tarafın, tanık delili sunması durumunda, keşifte iken bilirkişi raporuna geçirmek üzere muhdesatın aidiyetinin tespitine dair hâkim eşliğinde tanık dinlemesi de yapılabilmektedir.

Muhdesat Bedeli Nasıl Hesaplanmaktadır?

Bilirkişi raporunun düzenlenmesi sırasında, davaya konu tekil eden yapıların aidiyetinin davacıya ait olduğuna ve yapının niteliğine dayalı olarak değerinde de hesaplama yapılmaktadır. Örnek vermek gerekirse, taşınmaz üzerinde bulunan ağaçların türü, yaşı, boyutu ve piyasa değerine göre muhdesat bedeli tespiti yapılarak hesaplama yapılmaktadır.

Muhdesatın Aidiyetinin Tespiti Davasında Kaçak Yapı

Muhdesatın aidiyetinin tespiti davasında tartışma konusu olan bir diğer husus da, muhdesatın yani bütünleyici parçanın kaçak yapı olması durumunda davaya konu edilip edilemeyeceği hususudur. Kaçak yapının da bir bedeli olduğundan ve söz konusu davaya konu taşınmaz üzerinde bütünleyici parça niteliğini oluşturduğundan dolayıdır ki, kaçak yapıya dair de muhdesatın aidiyetinin tespiti isteminde bulunulabilmektedir.

Muhdesatın Aidiyetinin Tespiti Davasının Sonucu – Muhdesatın İntikali

Davacının muhdesat iddiasına dayalı olarak ikna edici somut deliller sunması ve yapılan yargılama neticesinde mahkeme tarafından davanın kabulüne karar verilmesi halinde muhdeast sahibinin hakkı tapuya kayıt yapılacaktır. Söz konusu kayıt, tapu kütüğündeki beyanlar kaydedilip, söz konusu beyanlar hanesinde bütünleyici parçanın ayrıntılarına dair detaylar belirtilecektir. Böylelikle, taşınmaz sahibine karşı tazminat ya da alacak talebinde bulunulması da mümkün olmaktadır.

Muhdesatın Aidiyetinin Tespiti Davasında Zamanaşımı Süresi

Muhdesatın aidiyetinin tespiti davasında zamanaşımı süresi yoktur. Ancak izaley-i şuyu olarak da bilinen ortaklığın giderilmesi davasında muhdesat iddiası var ise, mahkeme tarafından muhdesatın aidiyetinin tespiti istemli dava açılması adına tarafa kesin süre verilmektedir. Verilen kesin süre içerisinde söz konusu davanın açılmaması halinde tarafın iddiasından vazgeçmiş sayıldığı kabul edilmektedir.

Muhdesatın Aidiyetinin Tespiti Davalarına İlişkin Yargıtay Kararları

Muhdesatın aidiyetinin tespiti davasında tanık delili gösterilmesine ilişkin olarak Yargıtay 8. Hukuk Dairesi’nin 2020/140 karar numaralı kararına konu teşkil eden olayda Yargıtay:

“Davacı, asliye hukuk mahkemesinde ortaklığın giderilmesi davasına konu olan taşınmaz üzerinde bulunan evin kendisi tarafından yaptırıldığını, ayrıca batı kısmındaki 224 meyve ağacının da kendisi tarafından yetiştirildiğini belirterek evin ve ağaçların tespitine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı ise davacının açmış olduğu davanın kabul edilmemesini, reddedilmesi gerektiğini savunmuştur. Mahkeme tarafından davanın kısmen kabulü yönünde karar verilmiştir. Davalı tarafından temyiz başvurusunda bulunulmuştur. Yargıtay, dosya incelemesinde mahkemenin vermiş olduğu hükümde yeterli araştırma ve inceleme yapılmadan verildiğini belirtmiştir.

Muhdesatın kim tarafından, hangi gelir ile, kimin adına ve hesabına, ne zaman ve ne şekilde yaptırıldığına dair detaylı hususların tespiti yapılması gerekmektedir. Tanık dinlenilmeden, bilirkişi beyanı esas alınarak hüküm tesis edilmiştir. Davacı, dava dilekçesinde tanık isimlerini de bildirmiştir, keşif incelemesi esnasında tanıkların davetiye ile keşif yerine çağrılarak taşınmaz başında yapılacak keşifte dinlenilmesi gerekmektedir.

Ayrıca mahkeme tarafından davaya konu olan ev ve ağaçların davacı tarafından meydana getirdiğine dair tespit yapılması gerekirken mülkiyetin davacıya ait olduğuna dair verilen karar doğru bulunmamıştır. Tüm bu nedenlerle mahkemenin kararına karşılık bozma yönünde karar verilmiştir.” İfadelerine yer vermiştir.