0505 543 37 42
Sosyal Medya Hesaplarımız

Ehliyetsizlik Nedeniyle Tapu İptali ve Tescili Davası

Ehliyetsizlik Nedeniyle Tapu İptali ve Tescili Davası

Fiil ehliyetine sahip olmayıp, gayrimenkul satış işlemleri ve tapuda gayrimenkul devir işlemleri yapan kişilerin eylemleri hukuka aykırı olup tapu iptali ve tescili davası ile iptal edilmektedir.

Tapu İptal Davasında Hukuki Ehliyetsizlik

Bir kişinin temyiz kudretine ya da fiil ehliyetine sahip olmadığı durumlar hukuki ehliyetsizlik kavramıyla ifade edilmektedir. Ehliyetsizlik, kişinin yaptığı fiillerin ve işlemlerin neden ve sonuçlarını kavrayabilme, değerlendirip ayırt edebilme kudretinin bulunmaması durumudur.

Medeni Kanun’un 9. maddesi uyarınca herkesin tapuda taşınmaz devri ve benzeri işlemleri yapması esnasında, fiil ehliyetine ve temyiz kudretine sahip olması gerekmektedir. Medeni kanun temyiz kudretini; bireyin davranışlarının, eylem ve işlemlerinin sebep ve sonuçlarını anlayabilme, değerlendirebilme ve ayırt edebilme gücü olarak tanımlamaktadır. Örnek vermek gerekirse, bir kişinin erginlik yaşı olan 18 yaşından küçük olması, devir işlemleri sırasında sarhoş olması, akıl zayıflığının bulunması, yaşlılık ya da buna benzer sebeplerden herhangi birisi nedeniyle akla uygun hareket edebilme yeteneğini kaybetmiş olması durumları, kişinin fiil ehliyetine sahip olmadığına verilebilecek örneklerdendir.

Fiil ehliyetine sahip olmadığı halde, tapuda gayrimenkul satış ya da devir işlemleri yapan kişinin eylemi hukuka aykırı olacağından tapu iptal ve tescil davasına konu olmaktadır. Tapu iptal ve tescil davası, hukuka aykırı, usule aykırı ya da yolsuz şekilde düzenlendiği ileri sürülen tapu kaydının düzeltilerek hukuka uygun hale getirilmesi için açılmaktadır.

Tapu iptali ve tescil davası, taşınmazın aynına dolayısıyla mülkiyet hakkına ilişkin bir dava olmasından ötürü mahkeme hükmünün kesinleşmesinden itibaren icra edilebilir hale gelmektedir.

Belirtmek gerekir ki, tapu iptal ve tescil davasının açılması sırasında ehliyetsizlik ile birlikte birden fazla nedene bağlı olarak açılmış ise, ehliyetsizliğe ilişkin ileri sürülen iddianın ilk olarak incelenmesi gerekmektedir. Çünkü ehliyetsizlik, kamu düzenini ilgilendiren bir husus olduğundan dolayı ilk inceleme konusudur.

Davada ehliyetsizlik iddiası ileri sürülmemiş olsa dahi mahkeme re’sen ehliyet şartını inceleyecektir. Çünkü bu durum kamu düzenine ilişkindir.

Hukuki Ehliyetsizlik Sebebiyle Tapu İptali Davasında Zamanaşımı

Hukuki ehliyetsizlik sebebiyle tapu iptali ve tescil davasında herhangi bir zamanaşımı süresi ya da hak düşürücü süre bulunmamaktadır. Ehliyetsizlik, yapıldığı işlemin yok hükmünde sayılması yaptırımına tabidir.

Tapu iptali ve tescil davası zamanaşımı ya da hak düşürücü süre ehliyetsizlik halinde söz konusu değildir.

Nitekim Yargıtay 1. Hukuk Dairesi’nin 2004/13418 karar numaralı kararına konu teşkil eden olayda Yargıtay:

 “Yerel mahkemenin hükmüne dayanak yaptığı Türk Medeni Kanununun (eski) “Geçerli bir hukuki sebep olmaksızın tapu kütüğüne malik olarak yazılan kişi, taşınmaz üzerindeki zilyetliğini davasız ve aralıksız olarak 10 yıl süreyle ve iyiniyetle sürdürürse, onun bu yolla kazanmış olduğu mülkiyet hakkına itiraz edilemez” hükmünü içermektedir. Anılan düzenlemeye göre kayıt malikine hak tanınabilmesi, intikalin ve sicilin geçerli bir hukuki sebebin mevcut bulunmaması koşuluna bağlanmıştır. Oysa davada ileri sürülen ehliyetsizlik hali uygulama ve öğretide yoklukla sakat işlem nedeni olarak kabul edile gelmiştir. Öyle ise yok olan bir işlemin geçerliliği yahut geçersizliğin tartışma konusu yapılamayacağı açıktır. Bu durumda eldeki davada iddia bakımından Türk Medeni Kanununun (eski) olayda uygulanamayacağının düşünülmesinde ve ehliyetsizlik iddiasının araştırılmasında zorunluluk vardır” ifadelerini kullanmıştır.

Ehliyetsizliğe Dayalı Olarak Tapu İptali Davasını Kimler Açabilmektedir?

Tapu iptali ve tescil davası, yalnızca davaya konu olan taşınmazın önceki kayıtlı maliki tarafından açılabilmektedir. Mahkemenin, davayı açan kişinin taşınmazın önceki kayıt maliki olup olmadığı hususunu, yargılamanın her aşamasında re’sen gözetmesi gerekmektedir.

Hukuki ehliyetsizliğe dayalı olarak açılan davalarda, davalı taraf ile ilgili olarak ehliyetsiz olduğu ileri sürülen gerçek kişiye vasi tayin edilmesi ve vasinin de vesayet makamından izin alarak hukuki işlemlerde ehliyetsiz kişiyi temsil etmesi suretiyle davayı açmak gerekmektedir. Hukuki ehliyetsizliği iddiasında bulunulan kişinin ölmüş olması halinde, miras bırakanın ehliyetsizliği ortaya çıkmaktadır ve tapu iptali ve tescil davası tereke adına açılmalıdır.

Ehliyetsizlik Sebebiyle Tapu İptali Davası Kime Karşı Açılır?

Taşınmaz mülkiyetiyle ilgili bütün davalar ile birlikte tapu iptali ve tescil davası da tapu kaydındaki malik sıfatında (taşınmaz mülkiyet hakkı sahibi) görünen kişiye karşı açılmaktadır. Tapu kaydında görünen malikin ölmüş olması durumunda, tapu iptal ve tescil davası malikin mirasçılarına yöneltilmektedir.

Tapu iptal ve tescil davası açılacak kişiler bazı hallerde genişleyebilir. Malik ile beraber tapu kaydında üçüncü bir kişiye ait ayni ya da şahsi bir hakkın bulunması halinde, söz konusu hakkın da ortadan kaldırılması isteniyorsa tapu kaydındaki söz konusu hak sahibine de ayrı olarak dava açılması gerekmektedir. Örnek vermek gerekirse tapu kaydında lehine ipotek, önalım hakkı gibi ayni ya da şahsi hakların da terkin edilmesi istendiğinde, tapu iptal ve tescil davası söz konusu hak sahibi kişilere de yöneltilmelidir.

Türk Medeni Kanunu m. 713/3’te belirtildiği üzere, olağanüstü zamanaşımı nedeniyle açılacak tapu iptali ve tescili davalarında, ilgili tüzel kişilik ile birlikte hazine aleyhine dava açılmalıdır. Örnek vermek gerekirse bir köy sınırları içinde olan taşınmaz malı nizasız ve aralıksız şekilde 20 yıl boyunca malik sıfatıyla zilyetliğinde bulunduran kişi, köy tüzel kişiliğinin yanında hazine aleyhine tapu tescil davası açmalıdır.

Hukuki Ehliyetsizlik Nedeniyle Tapu İptal ve Tescil Davası Nasıl Açılmaktadır?

Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 12. maddesi ile ehliyetsizliğe dayalı olarak açılacak olan tapu iptali ve tescil davası yetkili mahkeme belirlenmiştir. Genel olarak tüm taşınmaz davalarında olduğu gibi taşınmazın bulunduğu yermahkemesinde açılmaktadır. Söz konusu davayla ilgili olarak taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi kesin yetkilidir. Kesin yetki dolayısıyla, taraflar, aralarında anlaşarak davanın yetkili yer mahkemesi dışında farklı bir mahkemede açılıp görülebilmesini sağlayamamaktadır.

Ehliyetsizliğe dayalı olarak açılacak olan tapu iptali ve tescil davası, asliye hukuk mahkemesinde açılmaktadır. Taşınmaza ilişkin özellikler (vasfı, değeri, büyüklüğü ve benzeri) ne olursa olsun, söz konusu davaya bakmakla görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesi olup, mahkemeler arasındaki görev, bir dava şartı olduğundan dolayı başka bir mahkemede açılması mümkün değildir.

Dilekçeler, açılacak davanın en önemli unsurlarındandır. Tapu iptali ve tescil dava dilekçesi ekinde rapor ve benzeri farklı belge eklemelerinin yanında davanın hukuki ehliyetsizliğe dayanılarak açıldığı ve ispatlara ilişkin hususlar özellikle belirtilmelidir. Ayrıca taşınmaza dair kayıt bilgileri, arazideki durumu ve somut olay özelliklerine göre aktarılması gereken diğer bilgiler açık bir şekilde anlatılmalıdır.

Dilekçede belirtilecek olan her doğru ayrıntı, hakka erişme hususunda zaman kaybını önleyecektir. Tapu iptali ve tescil dava dilekçesi ile hangi konularla ilgili olarak bilirkişi incelemesi istendiği, tanık dinlenirken ya da keşif işlemlerinde nelere dikkat edilesi gerektiği açık olarak vurgulanmalıdır.

Tapu İptal ve Tescil Davasında Hukuki Ehliyetsizlik İddiası Nasıl Araştırılmaktadır?

Öncelikle tarafların gösterdiği bütün delillerin toplanarak tapu iptal ve tescil davası dosyasına getirtilmektedir. Ehliyetsizlik konusunda taraf tanıkları dinlenmesi esnasında ehliyet durumuna ilişkin açılayıcı, ayrıntılı ve somut veriler alınmaya çalışılmaktadır. Hukuki anlamda ehliyetsiz olduğu ileri sürülen kişiye dair bütün tıbbi bilgi ve belgeler (doktor raporları, hasta gözlem kâğıtları, reçeteler ve benzeri) dava dosyasına getirtilip incelenmektedir.

Konuyla ilgili olarak Yargıtay 1. Hukuk Dairesi’nin 2016/2135 karar numaralı kararına konu teşkil eden olayda Yargıtay:

“MK md. 15’te de belirtildiği üzere, ayırtım gücü (temyiz kudreti) olmayan kişinin geçerli bir iradesi de bulunmadığından, yapacağı işlemlere sonuç bağlanamaz, temyiz kudreti olmayan kişi ile işlem yapan karşı tarafın iyiniyetli olması o işlemi geçerli kılmaz (Yargıtay 1.Hukuk Dairesi – Karar N: 2016/2135, 11.06.1941 tarih 4/21 Sayılı Yargıtay İBK)”.

Hukuki Ehliyetsizlik Nedeniyle Tapu İptal ve Tescil Davalarıyla İlgili Yargıtay Kararları

Ehliyetsizlik Nedeniyle Açılan Tapu İptali ve Tescil Davalarında Delillerin Araştırılması Konusunda:

“Bu durumda, tarafların gösterecekleri, tüm delillerin toplanılması tanıklardan bu yönde açıklayıcı, doyurucu somut bilgiler alınması, varsa ehliyetsiz olduğu iddia edilen kişiye ait doktor raporları, hasta gözlem ( müşahede ) kağıtları, film grafilerinin eksiksiz getirtilmesi zorunludur. Bunun yanında, her ne kadar 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun ( HMK ) 282. maddesinde belirtildiği gibi bilirkişinin “oy ve görüşü” hakimi bağlamaz ise de, temyiz kudretinin yokluğu, yaş küçüklüğüakıl hastalığıakıl zayıflığısarhoşluk gibi salt biyolojik nedenlere değil, aynı zamanda bilinç, idrak, irade gibi psikolojik unsurlara da bağlı olduğundan, akıl hastalığı, akıl zayıflığı gibi biyolojik ve buna bağlı psikolojik nedenlerin belirlenmesi, çok zaman hakimlik mesleğinin dışında özel ve teknik bilgi gerektirmektedir.

Ehliyetsizliğin kamu düzeni ile ilgili olduğu gözetilerek ve önemine binaen öncelikle incelenmesi, tarafların bu yönde bildirecekleri tüm delillerin toplanması, varsa miras bırakana ait sağlık kurulu raporları, hasta müşahede kağıtları, reçeteler vs. istenmesi, tüm dosyanın 2659 sayılı Yasanın 7 ve 16. maddeleri hükmü uyarınca Adli Tıp Kurumu 4. İhtisas Kuruluna gönderilmesi, akit tarihinde miras bırakanın ehliyetli olup olmadığı yönünde rapor alınması, miras bırakanın ehliyetli olduğunun saptanması halinde muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı isteğin değerlendirilmesi, soruşturmanın eksiksiz tamamlanması, hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken anılan hususlar göz ardı edilerek karar verilmesi hukuka aykırıdır. (Yargıtay 1. Hukuk Dairesi – Karar No: 2015/7013).”

Hukuki Ehliyetsizlik ve Vekâlet Görevinin Kötüye Kullanılması:

Yukarıda sözü edilen ilkelerin ve yasa maddelerinin ışığı altında olaya yaklaşıldığında; bir kimsenin ehliyetinin tespitinin kişi ve malvarlığı hukuku bakımından doğurduğu sonuçlar itibariyle ne kadar büyük önem taşıdığı kendiliğinden ortaya çıkar. Bu durumda, tarafların gösterecekleri, tüm delillerin toplanılması tanıklardan bu yönde açıklayıcı, doyurucu somut bilgiler alınması, varsa ehliyetsiz olduğu iddia edilen kişiye ait doktor raporları, hasta gözlem (müşahede) kağıtları, film grafiklerinin eksiksiz getirtilmesi zorunludur. Bunun yanında, her ne kadar 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 282. maddesinde belirtildiği gibi bilirkişinin “oy ve görüşü” hakimi bağlamaz ise de, temyiz kudretinin yokluğu, yaş küçüklüğü, akıl hastalığı, akıl zayıflığı, sarhoşluk gibi salt biyolojik nedenlere değil, aynı zamanda bilinç, idrak, irade gibi psikolojik unsurlara da bağlı olduğundan, akıl hastalığı, akıl zayıflığı gibi biyolojik ve buna bağlı psikolojik nedenlerin belirlenmesi, çok zaman hakimlik mesleğinin dışında özel ve teknik bilgi gerektirmektedir.

Hele ayırt etme gücünün nispi bir kavram olması kişiye eylem ve işleme göre değişmesi bu yönde en yetkili sağlık kurulundan, özellikle Adli Tıp Kurumu Dördüncü İhtisas Kurulundan rapor alınmasını da gerekli kılmaktadır. Esasen 409/2. maddesi akıl hastalığı veya akıl zayıflığının bilirkişi raporu ile belirleneceğini öngörmüştür. Somut olaya gelince; mahkemece, Ceyhan Devlet Hastanesinden alınan 14.03.2007 tarihli sağlık kurulu raporuna göre davacının ehliyetsiz olduğu benimsenerek sonuca gidilmiştir.

Hâl böyle olunca; önemine binaen öncelikle hukuki ehliyetsizlik yönünden tarafların bildirecekleri tüm delillerin toplanması, davacıya ait sağlık kurulu raporları, hasta müşahede kâğıtları, reçeteler vs. istenmesi, tüm dosyanın Adli Tıp Kurumuna gönderilmesi, vekaletname ve resim akit tarihlerinde davacının ehliyetli olup olmadığı yönünde rapor alınması, ehliyetli olduğunun anlaşılması halinde çekişme konusu 23 parsel sayılı taşınmaz bakımından vekalet görevinin kötüye kullanıldığına yönelik iddialarının incelenmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, noksan soruşturma ile yetinilerek yazılı biçimde hüküm kurulması doğru değildir (Yargıtay 1. Hukuk Dairesi – Karar: 2016/2135).”